Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Financial Times’a verdiği röportajda, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasındaki nükleer anlaşmanın yeniden gündeme geldiğini belirtirken, iki tarafın da uzlaşma niyetini vurguladı. Fidan’ın açıklamaları, yıllardır devam eden gerilimlerin hafiflemesi adına atılacak önemli adımların sinyallerini veriyor. Dünya genelinde nükleer silahsızlanma ve güvenlik konuları üzerindeki endişeler artarken, bu tür bir anlaşmanın yaratacağı olası etki büyük bir merak konusu. Bu nükleer yeniden uzlaşma süreci, sadece ABD ve İran için değil, aynı zamanda bölgedeki diğer ülkeler ve küresel güvenlik dinamikleri açısından da son derece kritik. Fidan, özellikle tarafların daha önceki müzakereleri ve sonuçlarını göz önünde bulundurulduğunda, anlaşma sağlanması durumunda bölgede istikrarın artabileceğini ifade etti.
Bölgedeki nükleer meselelerin zeminini oluşturan, 2015'te İran ile P5+1 ülkeleri arasında imzalanan ve İran’ın nükleer programının kısıtlanmasını öngören anlaşma, 2018'de ABD tarafından tek taraflı olarak iptal edilmişti. Bu iptal sonrası İran, anlaşmadaki taahhütlerinden bazılarını geri çekmişti. Ancak Fidan, yeni bir müzakere süreci için umut verici bir ortamın mevcut olduğunu belirtti. Uzlaşmanın sağlanabileceği bir atmosferin ortaya çıktığını vurgulayan Bakan Fidan, "Her iki taraf da çıkarlarını göz önünde bulundurarak, diplomatik yollarla anlaşmalarının mümkün olduğunu kabul etti. Uluslararası toplum, bu tür müzakereleri desteklemeli ve barışçıl bir çözüm sağlanması için gerekli çabaları göstermelidir." dedi. Fidan, özellikle ABD ve İran’ın karşılıklı güven inşa etmeleri gerektiğinin altını çizerken, bu sürecin yalnızca nükleer meselelerle sınırlı kalmayacağını, bölgedeki diğer stratejik konuları da kapsayacağını belirtti.
Fidan’ın açıklamalarında, Türkiye'nin barışçıl çabaların bir parçası olma isteği de dikkat çekiyor. Türkiye, hem bölgesel istikrar sağlama hem de İran ile ABD arasındaki potansiyel müzakerelere arabuluculuk yapma konusunda aktif bir rol üstlenmek istiyor. Bu durum, Türkiye’nin Orta Doğu’daki stratejik konumunu ve diplomatik etkisini daha da pekiştirebilir. Bakan Fidan’ın işaret ettiği gibi, nükleer uzlaşmanın sağlanması, Orta Doğu bölgesinde daha geniş bir güvenlik yapısının inşasına katkı sağlayabilir. Bu noktada, diğer bölgesel aktörlerin de sürece dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, İran, Suudi Arabistan ve diğer komşu ülkelerin de bu tür bir anlaşmanın oluşturulmasında rol oynaması gerektiğine dikkat çekti.
Sonuç olarak, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Financial Times’a verdiği röportaj, ABD ve İran arasındaki nükleer anlaşmanın yeniden müzakere edilebileceğine dair umut ışığı oluşturuyor. Bu durum, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Orta Doğu ve küresel güvenlik dinamiklerini de etkileme potansiyeline sahip. Gelecek günlerde bu konuda atılacak adımlar ve uluslararası toplumun tepkisi, sürecin ne yönde ilerleyeceğini belirleyecektir.